ANA SAYFA

YERLİ YABANCI GAZETE VE İNTERNET SAYFALARINDAN SON DAKİKA GELİŞMELERİ-YAZARLAR ANLIK GELİŞMELER ULUSAL BASINDAN HABER BAŞLIKLARI-SON DAKİKA HABERLERİ RSS SON DAKİKA GELİŞMELERİ

Türk genci. İnkılapların ve rejimin sahibi ve bekçisidir.

*Tüm haber başlıklarından anında haberdar olmak için buraya tıklayarak gastem.net.tc ana sayfanız yapın!

4 Nisan 2009 Cumartesi

Yiğit Bulut ..yorum analiz..Hilmi Güler ve Nabucco cevapları

Yiğit Bulut ..yorum analiz..Hilmi Güler ve Nabucco cevapları
Değerli dostlar, bu köşede "Nabucco Projesi" ile ilgili birçok detayı ele almış ve sizlere aktarmıştım. Konu hakkında yazılarımızı referans alan bir soru önergesi Mersin Milletvekili Sayın Ali Rıza Öztürk tarafından Hilmi Güler'e iletilmiş ve cevap verilmiş. Bu soruları ve cevapları aynen sizlere aktarmak ve son bir yorum yapmak istiyorum. Ne diyor soru önergesi?
"Yiğit Bulut'un gazetesindeki köşesinde yazdığı, Enerji Bakanlığı'ndaki üst düzey çalışandan aldığı bilgiye dayanarak Avrupa'nın, gaz geçişi konusunda Türkiye'yi tehdit ettiğini belirtmiştir. Yazıda 'Bütün gaz taşıma projelerinde Avrupa Birliği yetkililerinin doğrudan hükümete ve Enerji Bakanlığı'na karar mekanizmalarında yer alamayacaksınız, sadece geçiş ücreti ile yetinin' diye baskı yaptığı şeklinde iddialar ve buna benzer başka iddialar yer almaktadır. Bu çerçevede:

Avrupa baskı yapıyor mu
* Gerçekten gaz geçişi konusunda Avrupa tarafından ülkemize baskı ve tehdit yapıldığı doğru mudur? Şayet doğru ise Avrupa'nın yaptığı bu baskı ve tehdit karşısında Hükümet ya da Bakanlık tarafından ne yanıt verilmiştir? Hangi işlem yapılmıştır? Yoksa Avrupa'nın baskı ve tehdidi karşısında suskun mu kalınmıştır?
* Ülkemizden gaz geçişi projeleri ile ilgili olarak hükümetin, Türkiye'nin tarihinde aldığı kararlara ve uyguladığı politikalara tamamen ters yeniden yapılanma çalışması doğru mudur?
* Hükümetin, Rusya ve Orta Asya'dan gelen petrol ve doğal gazın, boru hatları ile İsrail üstünden Hindistan'a kadar taşınacak bir projeye sıcak baktığı, olumlu karşıladığı iddiası doğru mudur? Bu gaz ve petrol geçişi karşısında Türkiye'ye ne vermeyi önermişlerdir? Çevreyi ve topraklarımızı kirleten, insanlarımızı risk ve pisliklerle yaşamak zorunda bırakan bu tip projelerde sadece düşük miktarlı geçiş ücreti ile yetinecek miyiz?

Halktan neden gizlendi
* Bugüne kadar Ceyhan'a rakip olmasın diye "İsrail üstünden taşıma detayını" hayır dediğimiz halde şimdi ne oldu da İsrail üstünden taşıma detayını bir anda kabul ettik?
* Yukarıdaki proje ile Ceyhan'ın konumu, İsrail'e devredilmiş olmuyor mu?
* Türkiye bu tip projelerde proje başına yılda ne kadar almaktadır? Yazıda belirtildiği gibi proje başına yılda 30-200 milyon dolar mı? Gerçekten böyle ise, kirli boruların topraklarımızı işgal etmesine değer mi? Bu tip projeler, parasını yabancı şirketlerin cebine koyduğu kirliliğini ve riskini halkımızın çektiği yeni oyunlar mıdır?
* Hepsinden önemlisi adı geçen köşe yazısında belirtilen iddialar gerçek ise, bu durum halkımızdan neden gizlenmiştir? Halen neden gizlenmektedir? Yazının yayımlandığı 2 Aralık tarihinden beri hükümetçe bu iddialara neden bir açıklama yapılmamıştır?"

Bakanlığın cevapları
Değerli dostlar, sorular böyle. Cevaplara da birlikte göz atalım.
"CEVAPLAR (1,2,3,4,5,6,7): Ülkemiz; Orta Doğu, Hazar ve Kafkasya enerji kaynaklarının Avrupa'ya sevkinde son derece önemli bir konuma sahiptir. Bu bağlamda, konuya ilişkin müzakereler, ülkemizin çıkarları gözetilerek, kendi arz güvenliğimizin teminat altına alınmasına ve transit konumumuzun sağladığı stratejik ve ekonomik imkânlardan azami düzeyde faydalanılmasına yönelik hedefler çerçevesinde devam ettirilmektedir. Söz konusu politikalar, ülkemizi bölgede önemli bir enerji merkezi konumuna getirmeye yönelik olarak uluslararası çıkarlarımız doğrultusunda sürdürülmektedir. Hükümetimiz ve Bakanlığın bir enerji diplomasisi yürütmekte ve uluslararası ilişkilerin gereği olan "milli menfaat" ve "mütekabiliyet" ilkelerine bu süreçte titizlikle uymaktadır. Kuzey-Güney ekseninde gerçekleştirilmesi planlanan Samsun-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı Projesi ile Karadeniz'e gelen petrolün Akdeniz'e sevk edilerek boğazların yükünün hafifletilmesi amaçlanmaktadır.

Ceyhan'ın konumu güçlenecek
Türkiye-İsrail arasında inşa edilmesi öngörülen çoklu boru hattı ile petrolün İsrail'in Eilat-Ashkelon boru hattına daha sonra Kızıldeniz üzerinden tankerler ile Hindistan'a ulaştırılması planlanmaktadır. Söz konusu proje ile enerji talebi gittikçe artan Hindistan ve Uzak Doğu ülkelerine petrolün ülkemiz üzerinden ulaştırılması ve boru hattı işletmeciliğinden kaynaklana gelirin yanı sıra, ülkemizin bölgesindeki jeostratejik önemine paralel olarak enerji stratejik öneminin de artırılması hedeflenmektedir. Samsun-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı Projesi, öncelikle Ceyhan'ın konumu ve stratejik önemi dikkate alınarak planlanan bir projedir. İsrail'e kadar çoklu boru hatlarının inşasını öngören proje, Samsun-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı Projesi'nin devamı niteliğinde tasarlanmaktadır. Ana detaylarının müzakeresi devam eden projenin, Ceyhan'ın stratejik konumuna olumsuz bir etkisi olmayacağı gibi, aksine Ceyhan'ın konumunu daha da güçlendirecektir. Boru hatlarından elde edilen gelir, boru hattının sahibine, taşıtıcının boru hattında hissedar olup olmadığına, boru hattının teknik özelliklerine ve projenin genel yapısı gibi unsurlara bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Örneğin Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattında inşaat döneminde sağlanan dolaylı kazançların (istihdam, yatırım vs.) yanı sıra Türkiye, taşınacak kapasiteye bağlı olarak, "geçiş vergisi ve işletmecilik hizmetleri" karşılığında 1-16'ncı yıllar arasında 140-200 milyon dolar, 17-40'ncı yıllar arasında 200-300 milyon dolarlık yıllık gelir elde edecektir. Bu projeler ülkemize, maddi gelirin yanı sıra enerji arz güvenliğinin ve jeopolitik ve jeostratejik konumun güçlendirilmesi gibi katkılar da sağlamaktadır. Dr. Mehmet Hilmi Güler."
Değerli dostlar, cevaplar bu şekilde. Son yorum ve sentez size ait. Ne diyorsunuz; cevaplar sizi tatmin etti mi!

Değerli dostlar, bu köşede "Nabucco Projesi" ile ilgili birçok detayı ele almış ve sizlere aktarmıştım. Konu hakkında yazılarımızı referans alan bir s...
( KB)

10 Şubat 2009 Salı

emra kongar

Jurnal Net Remzi Kitabevi

GÜNCEL,(1) 9 Şubat 2009

Başbakan'ın Ticari ve Ailesel İlişkileri İç İçe Geçince...

Yerel seçimlerin gündemi, iktidarın ve özellikle Başbakan'ın ve Belediye Başkanlarının ticari ve ailesel ilişkilerinin ortaya dökülmesine yol açacak...

Öyle anlaşılıyor ki, "İslamcı cemaatlerin" iç halkasında Başbakan'ın ve Cumhurbaşkanı ile Maliye Bakanı'nın iç içe geçmiş ailesel ve ticari ilişkileri yer alıyor...

Oğullar, kızlar, gelinler, damatlar, kardeşler, dünürler, işadamları, boyu yüz metreyi bulan "gemicikler", mısır ticareti, kuyumcular, pırlantanın yüzde sıfıra düşürülen KDV'si, kurulan ortaklıklar, paylaşılan karlar, yapılan yatırımlar, haksız servet edinimlerine ilişkin siyasal iddiaların ticari şirketlerce aklanması, satılan adaylıklar ve benzeri olaylar...

Türkiye'de siyasetin ne denli kirletilmiş olduğu bir kez daha ortalara dökülüyor...

Bu arada Tek Parti Dönemini anımsatan valiler, devletin değil, AKP'nin memuru gibi çalışan görevliler, devlet olanaklarının iktidar partisinin propagandası için kullanılması ve Yüksek Seçim Kurulun iktidara ilişkin suç duyurusu...

Bunlar önlenebilecek mi yoksa hesaplarının sorulması, ileriye mi kalacak?

Her ne olursa olsun, demokratik düzenin yozlaşmasının önlenmesi gerek...

Peki demokratik düzeni doğrudan iktidar yozlaştırıyorsa ne olacak?

Bağımsız olduğu söylenen yargı bu süreci durdurabilecek mi?

İşte asıl rejim sorusu ve sorunu burada!

kaynak:http://www.kongar.org/

erhan göksel basbakanın haberi yok

c

BAŞBAKANIN BU BİLGİLERDEN HABERDAR OLDUĞUNDAN ŞÜPHELİYİM!Erhan Göksel

Odatv.com tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’yi de etkileyen finansal krizin olumsuz etkilerini tartışmaya devam ediyor.

Hükümet krizi nasıl yönetiyor, bunun için gerekli önlemleri neler ve Başbakan neden IMF’den uzak durmaya çalışıyor?

Strateji uzmanı Erhan Göksel, Odatv.com mikrofonlarına bütün bu soruların yanıtlarını verdi ve Başbakan’ın krizi yönetme biçimini yorumladı.

İşte Strateji uzmanı Erhan Göksel’in çarpıcı açıklamaları:

“Sayın Başbakan bir kere bu krizi yönetemiyor. O yüzden kimden bilgi aldığının çok önemi var. Elbette ki bir başbakanın ekonomiye çok hakim olması beklenemez ama bir başbakan kime ne soracağını bilmek zorundadır ve hangi bilgiyi nereden alacağını da bilmek zorundadır. Doğruyu seçmek zorundadır çünkü “Ne aradığını bilmeyen, bulduğunu anlamaz.” diye Victor Hugo’nun bir lafı vardır.

Sayın Başbakan’ın yanında çok ciddi ekonomi kurmayları da var. Nazım Ekren gibi bir iktisat profesörü var ve hem kitapları, hem bakış açısıyla kendisini uzun süredir izleyen biri olarak söylüyorum, bu krizi son derece anlayan birisi. İlginç bir şekilde Sayın Başbakan’ın ve hükümetin yaptığı icraatlar gösteriyor ki Sayın Nazım Ekren’i dinlemiyor Sayın Başbakan. Peki kimi dinliyor? Hükümet çevrelerinden aldığım bilgiye göre kriz nedeniyle batmış bir uluslararası bankanın yani Merril Lynch’in Türkiye masasının yönetiminde bulunan ve oradan AKP’ye transfer olan, Mehmet Şimşek gibi batmış bir bankanın elemanıyla kriz yönetmeye çalışıyor. Ali Babacan gibi işletme okumakla birlikte, başarılı bir eğitim almasına rağmen, ticareti ve ekonomiyi çıkrıkçılar yokuşunda ticaret yapmak zanneden, bir genç vatandaşımızın bakanlık koltuğundaki bilgileriyle idare etmeye çalışıyor.

Sayın Başbakan neden bunların ekonomiyle ilgili söylediklerine kolaylıkla ikna oluyor ve inanıyor? Çünkü Sayın Başbakan politik bir kimlik. Sayın Başbakan Türkiye’de özel sektörün bas bas bağırdığı, cari açığın büyüklüğü, benim yıllardır bas bas bağırdığım. Özel sektörün de 190 milyar doları aştığı söylenen borçlarını hiç umursamamasının siyaseten iki nedeni olabilir. Sayın Başbakan büyük ihtimalle, önümüzdeki yerel seçimleri kazanabilmek için IMF’den uzak durmak istiyor. Çünkü IMF’ye evet demek veya kriz politikalarını yönetmek, IMF’ye evet demese bile, kendisinin bir kriz programı oluşturması demek, hem kemer sıkma politikası, hem ihale yardımlarının halka kesilmesi, zamların yapılmaması, ücretlerin arttırılması tam tersi bir durumla karşı karşıya kalacak. Sayın Başbakan ekonomiyi seçime kadar idare etmek amacıyla, yani yerel seçimlere kadar her türlü riski göze almış gözüküyor.

Bu arada tabi Sayın Başbakan daha önce de size belirttiğim gibi, özel sektörün bu krizde ciddi bir şekilde borçları nedeniyle el değiştirmesinden yani Türkiye’de çıkacak bir krizde Türkiye’nin sınıfsal yapısının, sermayenin el değiştirmesini de tercih olarak seçmiş gözüküyor. Başbakan’ın ekonomiyi bilmediğini hepimiz biliyoruz. Ekonomiyi bilmek zorunda da değil ama doğru insanı seçerek, ekonomiyi iyi bilenleri seçerek, onlarla birlikte yönetmesi lazım. Sayın Başbakan’ın ekonomi konusunda, ekonomiyi yönetecek kişiler ve kadrolar konusundaki tercihleri de son derece yanlış.

Başbakan imam hatip mezunu. Küçümsemek anlamında söylemiyorum ama başbakan dünyayı bilmeyen, dünyayı görmeyen bir insan. Başbakan olarak ilk defa hayatında bir dünyaya çıktı. Dünyayı da turist gibi izliyor. Sayın başbakan dünyada ne olup bittiğini, küresel krizin ne anlama geldiğini bile bilmiyor. Bunun basit bir örneğini vereyim size; Başbakan, “Bizde Mortgage krizi yok, çünkü biz de Toki var.” dedi. Burada bir dil sürçmesi yok. Bir eksik bilgi bilgisizlik olabilir ama bunu yineledi. Hiç kimse de uyarmıyor demek ki. Bir tanesi de kredi kartları ve ticari kredilerde, tüketici kredilerinde, zafiyete izin vermeyeceğiz derken, bankamatik zafiyetine de izin vermeyeceğiz dedi. Başbakanın bankamatiğin ne olduğunu bile bildiği hakkında şüphem var benim.

Şimdi bütün bunlara baktığımızda “Hamdolsun bize bir şey olmaz. Bizden teğet geçecek. IMF bizim ümüğümüzü sıkarsa.” Gibi dünya siyaseti açısından şık ve zarif olmayan kelimelerle bunları açıklaması da zaten abesle iştigal zaten Sayın Başbakan’ın.”

Odatv.com


Emre Kongar'ın Resmi Internet Sitesinden alıntı

AB ve ABD'nin Türkiye'ye Çarpık Bakışı. AKP, hiçbir işe yaramayacak bir değişiklik ile 301'inci maddeyi kabul etti: AB ve ABD'den AKP'ye alkış. 1 Mayıs'ta inanılmaz bir devlet terörü: ABD ve AB'den çıt yok. İlhan Selçuk'un evi sabah 4:30'da basılıyor, gözaltına alınıyor: ABD ve AB'den çıt yok. Elif Şafak sadece yargılanıyor: AB ve ABD'de yer yerinden oynuyor. Sünni Müslümanlara, bizzat Müslümanlar tarafından Türban baskısı uygulanıyor: AB ve ABD'den çıt yok. Buna karşılık, Türkiye'de inanç özgürlüğü konusunda Müslümanlara laik baskı yapıldığı konusunda AB ve ABD'den eleştiri sesleri yükseliyor. AKP rejimin temellerini dinci bir sisteme doğru kaydırıyor: AB ve ABD'den çıt yok. Bu yaptıklarından dolayı AKP aleyhine Cumhuriyet Başsavcısı tarafından dava açılıyor: ABD ve AB'de yer yerinden oynuyor. Bu kadar çarpıklık karşısında söylenecek tek söz kalıyor: "İnsaf!" http://www.kongar.org/

ciziyorum

1resim yazı1resim yazı1resim yazı1resim yazı

http://www.aa.com.tr/images/stories/BANNER/aa_468x60.gif

Anadolu Ajansı Güncel Haberler

Kerkuk.NET

aktif haber

VOA News: Türkiye

BBCTurkish.com | Haberler | Ana Sayfa

7

Turkmedya Com

Dünya Gazetesi - Son Dakika Haberleri

haber7com sondakika

reklamstor

sondakika h/3

NTVMSNBC

VOA News: Tüm Haberler

Hürriyet ANASAYFA

CNN TÜRK

Borsa Haberleri

TriaFX | Türkiyenin Forex Sitesi | Forex | Parite

Referans - Türkiye"nin iş gazetesi

Referans - Türkiye"nin iş gazetesi

Vatan Gazetesi

leman /times cartoon

Star Gazete Online

TGRT HABER © 2008 [ Dünya ]

SABAH Gazetesi - Son Dakika

CNN TÜRK

Hürriyet Spor Anasayfa

Cihan Haber

Ekonomi

Başlıca Yabancı Kaynaklar

CNN (ABD) New York Times (ABD) Usa Today (ABD) Washington Post (ABD) Der Spiegel (Almanya) Die Welt (Almanya) Zeitungen Deutschland (Alm) Gazetat (Arnavutluk) The Australian (Avustralya) Zeitungen Österreich (Avusturya) Le Soir (Belçika) Jornais (Brezilya) Ceske Noviny (Çek Cumhuriyeti) Jornais do Brasil (Brezilya) China Online (Çin) Danske Aviser (Danimarka) Ajalehed (Estonya) Suomen Sanomalehdet (Finlandiya) Journaux (Fransa) Lemonde (Frana) Liberation (Fransa) Dernieres Nouvelles d'Alsace (Fransa) Tous les journaux (Fransa) Sve Novine (Hırvatistan) Nederlandse Kranten (Holl.) Guardian (İngiltere) Newspapers in the UK (İng.) The Sun (İngiltere) Newspapers in Ireland (İrlanda) Periodicos (İspanya) Tidningar Sverige (İsveç) Zeitungen Schweiz (İsviçre) Giornale (İtalya) Corriere Della Sera (İtalya) Giornali Italia (İtalya) Japan Times (Japonya) Avizes (Letonya) Laikrasciai (Litvanya) Ujsagok (Macaristan) Ahram (Mısır) Aviser Norge (Norveç) Dawn (Pakistan) Polskie Gazety (Polonya) Jornais Portugueses (Portekiz) Ziare Romanesti (Romanya) Interfax (Rusya) Slovenske Noviny (Slovak.) Slovenski Casopisi (Slovenya) Efimerides (Yunanistan)

amazon